French » Turkish  |
Top  |
| perdre |
/perdr(õ) / v yitirmek, kaybetmek; bozmak, berbat etmek; mahvetmek; ahlakını bozmak; bırakmak, vazgeçmek; leke sürmek; değerden düşmek perdre de vue unutmak; gözden yitirmek perdre haleine nefesi kesilmek perdre la tête boynu vurulmak; çıldırmak; soğukkanlılığını yitirmek perdre pied ayağı suyun dibinden kesilmek perdre terre gemi artık karayı görmez olmak se perdre yitmek, kaybolmak; yitip gitmek; sefahate dalmak |
|
|
French » Turkish Indirect results |
Top  |
| ne pas perdre de vue |
gözden uzaklaştırmamak |
|
| perdre contenance |
sarsılmak |
|
| perdre de l'altitude |
yükseklik kaybetmek |
|
| perdre de vue |
unutmak; gözden yitirmek |
|
| perdre haleine |
soluğu tıkanmak |
|
| perdre l'équilibre |
dengesini kaybetmek |
|
| perdre l'esprit |
umutsuzluğa düşmek |
|
| perdre la boule |
aklını kaçırmak |
|
| perdre la boussole |
pusulayı şaşırmak |
|
| perdre la carte |
pusulayı şaşırmak |
|
| perdre la centaine |
ipin ucunu kaçırmak |
|
| perdre la face |
kepaze olmak |
|
| perdre la parole |
dilsiz olmak, dili tutulmak |
|
| perdre la raison |
aklını kaçırmak; bunamak |
|
| perdre la tête |
boynu vurulmak; çıldırmak; soğukkanlılığını yitirmek |
|
| perdre le boire et le manger |
başını kaşıyacak vakti olmamak |
|
| perdre le nord |
pusulayı şaşırmak |
|
| perdre patience |
sabrı tükenmek |
|
| perdre pied |
ayağı suyun dibinden kesilmek |
|
| perdre sa peine |
emeği boşa gitmek |
|
|
|